Yapay Zekâ ve Sanat Eseri: Türk Hukuku Açısından Bir Değerlendirme

Yapay zekâ çıktısı eser sayılır mı, hak sahibi kimdir ve eğitim verisi olarak kullanılan eserler bakımından sanatçılar nasıl korunur? FSEK çerçevesinde bir değerlendirme.

Giriş

Üretken yapay zekâ araçları, kullanıcının yazdığı kısa bir istemle (prompt) saniyeler içinde resim, illüstrasyon ve fotoğraf benzeri görseller üretebiliyor. Bu durum iki temel soruyu gündeme getiriyor: Yapay zekâ çıktısı hukuken “eser” sayılabilir mi ve sayılırsa hak sahibi kimdir? Ayrıca bu sistemlerin eğitiminde kullanılan mevcut eserler bakımından sanatçıların hakları nasıl korunacaktır? Türk hukukunda bu sorulara doğrudan cevap veren bir düzenleme bulunmamaktadır; değerlendirme, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) genel ilkeleri üzerinden yapılmak zorundadır.

Eser Kavramı ve Eser Sahipliği

FSEK m. 1/B-a uyarınca eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eseri sayılan her türlü fikir ve sanat ürünüdür. Kanun, eser sahibini “eseri meydana getiren kişi” olarak tanımlar (m. 1/B-b ve m. 8/1). Bu düzenlemede iki unsur öne çıkar: eserin sahibinin hususiyetini, yani kişisel yaratıcılığını yansıtması ve eser sahibinin bir gerçek kişi olması. Doktrinde hâkim görüş, hususiyet unsurunun insan zihninin yaratıcı katkısını gerektirdiği yönündedir. Dolayısıyla bir yazılımın insan müdahalesi olmaksızın otonom biçimde ürettiği çıktının, mevcut hukuka göre eser sahibi sıfatını taşıyabilecek bir kişisi yoktur.

Yapay Zekâ Çıktılarının Korunması

Bu noktada çıktının üretiminde insanın katkı düzeyi belirleyicidir. Üç ihtimal ayırt edilebilir:

  • Yapay zekânın araç olarak kullanılması: Sanatçı, yapay zekâyı fotoğraf makinesi veya grafik yazılımı gibi bir araç olarak kullanıyor, sonucu seçip düzenleyerek kendi yaratıcı tercihlerini yansıtıyorsa, ortaya çıkan ürün FSEK kapsamında korunabilir; eser sahibi bu insandır.
  • Basit istemle üretilen çıktı: Kullanıcının yalnızca kısa bir komut verdiği, sonucun büyük ölçüde sistem tarafından belirlendiği hâllerde hususiyet unsuru tartışmalıdır. Bu durumda çıktının korunmama ihtimali yüksektir ve içerik herkesin serbestçe yararlanabileceği, korumasız bir ürün (public domain) olarak değerlendirilebilir.
  • Tamamen otonom üretim: İnsan katkısının bulunmadığı çıktılar bakımından eser sahibi bulunmadığından FSEK koruması doğmaz. Yapay zekâ sistemine veya geliştiricisine eser sahipliği tanıyacak bir hüküm yoktur.

Uygulamada hak talep eden kişinin, yaratım sürecindeki insan katkısını ispat edebilmesi önem kazanır. İstem geçmişinin, ara sürümlerin ve sonradan yapılan müdahalelerin saklanması bu bakımdan tavsiye edilir. Platformların kullanım koşulları da çoğu zaman çıktı üzerindeki hakları kullanıcıya bıraktığını beyan eder; ancak bu sözleşmesel beyan, kanunun aramadığı bir korumayı yaratmaz.

Eğitim Verileri ve Hak İhlali

İkinci ve belki daha çetrefilli mesele, modellerin eğitiminde kullanılan eserlerdir. Eğitim sürecinde eserlerin çoğaltılması FSEK m. 22 kapsamında mali hak (çoğaltma hakkı) alanına girebilir. Türk hukukunda, Avrupa Birliği’nin 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazar Direktifi’nin 3. ve 4. maddelerindeki metin ve veri madenciliği istisnalarına benzer açık bir düzenleme bulunmamaktadır. FSEK’teki sınırlama hükümleri (örneğin iktibas serbestisi, m. 35; şahsi kullanım, m. 38) dar yorumlanır ve ticari ölçekte veri toplama faaliyetini kapsayacak genişlikte değildir. Bu nedenle sanatçıların izni olmadan eğitim amaçlı kullanım, somut olayın şartlarına göre hak ihlali iddiasına konu olabilir. Bunun yanında, çıktının mevcut bir eserle belirgin biçimde benzemesi hâlinde, çoğaltma veya işleme hakkının ihlali de ayrıca gündeme gelir. Bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla konuya ilişkin yerleşmiş bir Yargıtay içtihadı bulunmamaktadır.

Karşılaştırmalı Hukuktan Notlar

ABD’de mahkemeler, insan yazarlığı bulunmayan çıktılara koruma tanımamaktadır: Thaler v. Perlmutter davasında Federal Temyiz Mahkemesi’nin 2025 tarihli kararı, Yüksek Mahkeme’nin Mart 2026’da başvuruyu incelemeyi reddetmesiyle kesinleşmiştir. ABD Telif Hakkı Ofisi ise insan katkısının belirgin olduğu hâllerde yalnızca bu katkının korunabileceğini kabul etmektedir (Zarya of the Dawn kararı ve Ocak 2025 tarihli raporu). Birleşik Krallık, bilgisayarla üretilen eserlerde gerekli düzenlemeleri yapan kişiyi eser sahibi sayarak (CDPA m. 9(3)) istisnai bir yaklaşım benimsemiştir. AB’de ise 2024/1689 sayılı Yapay Zekâ Tüzüğü, genel amaçlı modellerin sağlayıcılarına telif hakkı politikası oluşturma ve eğitim verilerine ilişkin özet yayımlama yükümlülükleri getirmiştir (m. 53; Ağustos 2025’ten itibaren uygulanmaktadır). Türkiye’de TBMM’ye yapay zekâya ilişkin kanun teklifleri sunulmuş olmakla birlikte, fikri haklara ilişkin özel bir hüküm henüz yürürlüğe girmemiştir.

Sonuç ve Öneriler

Mevcut Türk hukukuna göre eser sahipliği insana bağlıdır; yapay zekâ ise eser sahibi olamaz. İnsanın yaratıcı katkısının belirgin olduğu çıktılar korunabilir, otonom veya asgari müdahaleyle üretilen çıktılar ise korumasız kalabilir. Sanatçılar bakımından asıl risk, eserlerinin izinsiz eğitim verisi olarak kullanılması olduğundan, kanun koyucunun eğitim amaçlı kullanım, açık rıza veya çıkış (opt-out) mekanizması ve şeffaflık yükümlülükleri konusunda net bir düzenleme yapması gerekmektedir. O zamana kadar, yapay zekâ ile üretim yapan sanatçıların sürece ilişkin kayıtları saklaması, sanat eseri sahiplerinin ise eserlerinin kullanım koşullarını açıkça belirtmesi pratik bir önlem olacaktır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaylar için hukuki görüş yerine geçmez.

SIR Law and Consultancy sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin